Tarihe bak hizaya gel…
Haziran 2009′dan beridir karalamıyormuşuz bu yırtık sayfalara… Oysa oldukça hoş bir blog açmışız ve karalamayıda bir o kadar severiz. O zaman biraz daha karalamaya başlayabilir miyiz?
Peki karalamak demişken… Zamanında feysbük’de bir grup açmıştık bu işlemi yerine getirmek için. O gruba da buradan ulaşabilirsiniz.
Orada, herkesin özgürce karalayabildiği o blogda şu şöyle demişiz;
Türkçe kuralları dahilinde özgürce karalayacağımız defterimiz…
Elin hastası yattığı yatağı karalarmış; biz ise defterimizi karalayalım ki yatağımız temiz kalsın diyerekten bu defteri açtık. Hatta defterin sayfalarından birkaç tanesini sizlere ayırdık.
Öyle boş boş bakmayın; karalamak sizin de hakkınız. Dilinizin el verdiğince karalayın. Ama Türkçenizi kötü de kullanmayın. Silgi devreye geçerse bu sefer pislenen yatağınız olur.
Sanırım böyle diyerekte en güzelini yapmışız. Yazdığım diğer bloglarımdan farklı olarak yazdığım yazılarla sayfalar dolusu doldurmayacağım bu blog’da sadece karalayacağım ve belki can ciğer, Majenta renkli dostumda benimle birlikte bu blog’da karalamaya devam eder.
Eh, sanırım bu blog sadece ikimizin başlıklar açabildiği bir karalama defteri… Ama bizim karalamalarımıza halen isteyen herkes eşlik edebilir. Aynı grupta olduğu gibi… Tek yapmanız gereken yorumlarla karalamak…
Çok mu karaladım ne?

Sanırım bir ara tasarımı da elden geçirmek gerekecek; kaldı ki şu haliyle bile istediğimiz atmosferi veriyor yırtık sayfalar…